Sivas'ın Tarihi Özellikleri

Sivas ve çevresi ile ilgili yazılan kitaplarda, İlçenin Kalkolitik Devir'den itibaren, Eski Tunç, Orta Tunç, Hitit, Frig, Med ve Pers dönemleri, Makedonya Krallığı ve Hellenistik dönem, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan bir tarih sürecinde Orta ve Doğu Anadolu'nun bir geçiş bölgesi olarak sürekli iskana tabi olduğu anlaşılmaktadır. Argas Höyük Yıldızeli ilçesinin yaklaşık 3 km . batısında, Artova (Tokat) nın devamı olan geniş düzlükte, Ağıllar köyü yanında yer alır. Kuzeyde Çekerek suyu, güneyde Kızılırmak ile çevrilen bölge, sahip olduğu konumu itibariyle büyük yerleşim alanı özelliğine sahip bulunmaktadır. BU yüzden bölge Antik dönemlerde yerleşme alanı olarak kullanılmıştır. Sivas-Samsun kervan yolunun üzerinde yer alması da bunda öenmli bir etkendir. Argsa höyük, yaklaşık 10 metre yükseklikte, 150- 200 metre genişlikte büyük bir alanı kaplamaktadır. Argas höyükteki yerleşim alanının Antik çağlara eşitlenmesi bölgenin bu çağlarda yerleşmelere sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Höyük ve çevresinde rastlanan seramik parçalarından yapılan analiz ve incelemelerden bölgenin Kalkolotik çağdan itibaren yerleşim alanı olarak kullanılmış olduğu anlaşılmıştır. Antik dönemde bu bölge Pala olarak adlandırılmakta ve Durmitta ve Ellurya dağları arasında (bugünkü Hanzir dağı ile Yıldızeli) arasında yer almaktadır.Pala isimine, I.Hattuşuli'nin Komutanlar Listesi ve Murşili'nin anellerinde (yıllık) rastlamaktayız. Bölge, I. Attuşuli zamanında Büyük hatti Krallığına bağlı bulunuyordu.

Argas Höyükte bulunan ve Milattan Önce Frig 200 lü yıllarda, Avrupa ve Balkanlar üzerinden elen kavimlerin göçleriyle Anadolu'yu istila eden kavimlerin izlerini taşıyan seramik parçalarına astlanmaktadır.

Argas höyük yakınında yer alan, kayapınar, Maltepe, Maşathöyük, Bolus (Aktepe) gibi yerler de bu dönemde yerleşim alanları olmuşlardır.

Bölge, M.Ö: VII.Yüzyıllarda doğudan gelen be Kızılırmak havzalarına akınlar düzenleyen Kimmer-İskit grupların bir ara yerleşim alanı olarak sahne olduğu burada rastlananmıştır.

Argas höyükte rastlanan pişmiş topraktan yapılmış kapların hepsi de çarktan şekillendirilmiş, kırmızı topraktan yapılmışlardır. Bu kapların üzerleri astarlı ve perdahlıdır. Argas höyük seramiklerinde de diğer Frig yerleşim alanlarından rastlanan özelliklere sahip bulunmaktadır. [14]

Yıldızeli, antik dönemde bugünkü yerleşim verinin yakınlarında Siera" adıyla kurulan bir yerleşim birimidir. 141 Antik dönemde ve özellik­le Orta Çağ savaşları sırasında, şehir stratejik konumu itibarıyla büyük öneme sahiptir; stratejik konumu, anayollar kavşağında olmasındandır. Yıldızeli'ni de içine alan Sivas bölgesinin tarihine ışık tutacak olan arkeolojik çalışmalar 1927 yılından itibaren başlamıştır. İlçemiz sınırları içerisinde tespit edilmiş ve halen tespitleri devam eden birçok yerleşim yeri mevcuttur.

Bu çalışmalar genelde yüzey araştırmaları ve tespit şeklinde olsa da, buluntular bölgenin tarihi hakkında önemli ipuçları vermektedir. İlçemiz Şeyhhalil Belde'si, Buğdaycık Tepe Yerleşimi, Menteşe Höyüğü, Kayalıpınar Höyüğü v.s. Kalkolitik Devir'de (Bakırtaş) (M.Ö.4500) iskan görmüştür. Yı1dıze1i'nin Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinin bir geçiş noktası olması, elverişli tarım arazileri, akarsuları ve ticaret yolları üzerinde yer alması sebebi ile ilkçağlardan itibaren bir iskan bölgesi olmuştur. [15]

Bölge, M.Ö: VII.Yüzyıllarda doğudan gelen be Kızılırmak havzalarına akınlar düzenleyen Kimmer-İskit grupların bir ara yerleşim alanı olarak sahne olduğu burada rastlanmıştır.

Argas höyükte rastlanan pişmiş topraktan yapılmış kapların hepsi de çarktan şekillendirilmiş, kırmızı topraktan yapılmışlardır. Bu kapların üzerleri astarlı ve perdahlıdır. Argas höyük seramiklerinde de diğer Frig yerleşim alanlarından rastlanan özelliklere sahip bulunmaktadır. [16] Yıldızeli ilçesi Bakırcıoğlu köyü mermerocakları, Ilıca köyü kaplıcaları, Navruz köyü mermer ocakları, Yoklaya köyü kevgirbaba ziayareti bu döneme ait izleri taşmaktadırlar�

 

Sivas Adının menşei

 

Sivas şehri, Selçuklulardan önceki devirde ilkçağda kurulmuş olduğundan Sivas şehrinin adı da tarih boyunca değişikliklere uğrayarak Selçuklular devrindeki kaynaklarda Sîvas şeklinde son biçimini almıştır Bu isim, günümüzde ise Sivas ya da Sivas şeklinde kullanılıyor. ilkçağda Sivas ismine kaynaklık eden tarihi gelişmeler hakkında çeşitli görüşler mevcuttur: Tarih öncesi çağlarda Sivas'a farklı dönemlerde hakim olan devletler, şehre kendilerine özgü değişik isimler vermişlerdir. Bunlar; Talaura, Talavra, Tavra, Talaurs, Talkaramauru, Talaura-Karana, Diapolis, Suppas/Şuppiaş, Sebasip, Sipas/Sipaş, Kabeira/Kabira/Kebires, M egalopolis, Diopolis/Diospolis/Diyospolis/Diyapolis,Se-as,Sebas/Sebast, Sebaste/Sebesteia,Sebestia, Sevast/Sevaste, Danişmend İli, Darü'l Âla, Eyaleti Rum, , Eyalet-i Rumiye-i Sügra, Eyaleti Sivas. Sivas adının kaynağı, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. Kimi kaynaklara göre, kentin eski adları, Talaura, Megalopolis ve Karama idi.

Sivas şehrinin ProtoHititler dönemdeki ismi, Talaura-Karama dır. Sivas İli'nin en eski isimlerinden birisidir. Sivas'ın kuzeyine, bir saat mesafede, yüksek platoyu derinliğine kesen Tavra deresi nde dev bir yapının duvarları gibi görünen kayalara bir dizi yüksek hücreler kazılmıştır. Bunlar antik çağlara ait tarihi kalıntılardır ve Sivas şehrinin ilk kurulduğu yerin tarih öncesi çağlardan günümüze ulaşmış kalıntılarıdır. Tavra veya Sivas ilinin bilinen en eski isimlerinden birisi olan Talaura/Talavra adı Tarhuili-, Tarhaula, Tal-Kara-ma-URU isimleriyle yakından ilgili olmalıdır. [17]

Hititler'de kutsanan ve Hitit ülkesinin hemen hemen her yerinde bilinen Fırtına Tanrısı TARU'nun adı olan bu kelime İvriz kabartmalarında da boluk ve bereket tanrısı olarak betimlenmektedir. Kültepe metinlerinde özellikle de şahıs adlarında ala, -ili, -ula- gibi sona eren adlar örneğin Şiunala, Tarhuala gibi adlar, yerleşim yerlerine isim olarak verilmiştir. Çünkü; Tar-ah-hu-u-ua-as cümlesi yüksek yer, yüksek makam, kralın sarayının bulunduğu yer anlamlarına gelmektedir.Ar-h(a-li-e) ise, memleket anlamındadır. Tar-h(a-li-e) kelimesi de Kralın sarayının bulunduğu yüksek yer anlamındadır. Tarhuili-, kudretli, kuvvetli anlamına gelmektedir. Tanrı adı olan Tarhu veya Taruh ismi, yenmek anlamına gelen tarhu veya tarh kelimelerinden türetilmiştir. Tarih öncesi çağlarda Sivas şehrinin ismi olarak belirtilen Talaura adı yukarıda belirtilen Tar-h(a-li-e) kelimesiyle aynı kökten gelmektedir ve aynı anlamı taşımaktadır. O halde Sivas şehrinin bir ismi olan Talaura adı Kralın sarayının bulunduğu yüksek yer veya şehir anlamına gelmektedir.

Sivas İli'nin bilinen en eski isimlerinden birisi de Talaura-Karama'dır. Talaura; Kralın sarayının bulunduğu yüksek yer veya şehir anlamına gelmektedir. Talaura-Karama veya Talkarama'nın asli Hititçe'de, TEL-KUR-URU-UGU-MA'dır. Tel/Tal(yüksek), KUR(memleket), Uru(şehir), ma ise Prolohititçe de bir ektir. Auri-İas-İssa Hititçe'deki Auri kelimesi, Au- (bakmak) fiilinden türetilmiştir. Auri-, sınıra yakın gözetleme yeri, veya garnizon Auri-İas-İssa (Gözetleme yeri) olarak kullanılan yer veya yüksek yer anlamına gelmektedir. [18]

Auri- yi kale, müstahkem kale veya mevki anlamındadır. Auri-iala, müstahkem mevki, askeri anlamındadır. Yani Yüksek Ülke, Yüksek Şehir anlamına gelen bu bu isim, Hititçe'de -ma ekiyle türetilmiş bir şehir adıdır. TİLİMRA: -URA ekiyle türetilmiş Proto-Hititçe bir kelimedir ve bir şehir ismidir. Tilimra şehir adıTİLİ-UR (A)-UMAN şahıs adı veya köküyle aynı olmalıdır. [19] Şu halde Forrer, Tiliura şehir adını, Til-li-Ura şeklinde tahlil etmekte, kelimedeki (Lİ)nin Proto-Hititçe'de çoğul eki olan (Le)den kısaltma olduğunu ve Ti'nin ise, bir ön ek olacağını söylemektedir. Etilerde kral olan TELEPİNU ismini de göz önünde bulundurulursa, yapılan bu tahlil herhalde aynı olmalıdır. Tilimra Şehri Tili-Uraş ve Tili-um-ra şehirleriyle aynı olduğu ve Kuşşar ve (Kayseri) Şehri ve Şamuha'dan daha doğuda olduğu tahmin edilmektedir. Sivas şehrinin ProtoHititler dönemindeki ismi, Talaura-Karama dır.

Hitit imparatorluk döneminde kral adları eski devlet zamanında başa geçenlere göre daha çok Hititli'dir. Bunlara örnek olarak Şuppilulima/Suppilulima ismi gösterilebilir. Bu adı Şuppi- saf, temiz , (luli-), kaynak ve ethnikon eki olan -uma biçiminde analiz ederek saf kaynak-lı olarak anlamlandırmak olasıdır. [20] Hattu-şa-lı anlamına gelen Hattuşuli de yine bunlardan birisidir. Hitit krallarından Hititçe adlar yanında ikinci bir Hurrice ad daha taşımaktaydılar. Şuppi/Suppi kelimesi ile ias-issa ekleriyle birleştiğinde Suppi-ias/Suppi-issa= Suppias/Suppissa= Sipas/Sipaş saf kaynaklı yer anlamına gelmektedir. Aynı zamanda Farsça'da da yer alan Sipas kelimesi; Şükür anlamına gelmektedir. Sipar-dâr=Şükretme, Sipâsdârlık: Şükretmek manasınadır. [21]

Sivas bölgesinde M.Ö.2000 yıllarında yerleşen Hitit Kavmi Sibasip veya Sebasiyet adlı kavminin bu isminden dolayı sivas şehrine Sibasip veya Seebasiyet adı verildiği daha sonraki dönemde Rumlar şehre Sebasteia adını vermişlerdir. [22]

Sivas şehrinin ismi, bir çok araştırmacıya göre; Sipas kelimesinden gelmektedir. Sipas: Şükür, Sipardâr: Şükretmek, Sipâsdârlık: Şükretmek anlamlarına gelir.

Sivas şehrinin ilk kurulduğu dönemlerde, bugünkü şehir merkezinin bulunduğu yerde, büyük çınar ağaçlarının altında, üç adet su gözesi (kaynağı) bulunmaktaydı. Bu gözelerden bir tanesi "Allah'a hamd ve şükür etmeyi, ikincisi "Ana-baba'ya saygı"yı, üçüncüsü de "küçüklere sevgi"yi temsil ediyordu. Bölgede yaşayan insanlar, zamanla bu özelliklerini, erdem ve faziletleri koruyamayıp yitirince, bu üç su gözesi de kurur, şehrin isminin de "üç göz" anlamına gelen "Sipas" tan kaynaklandığı ve zamanla bugünkü kullandığı biçim olan "Sivas"a dönüştüğü ileri sürülmektedir. Sipas kelimesi zamanla halk dilinde değişerek Sivas olmuştur. Sipaş ismi, şükran, minnet ve şefkat anlamlarına gelmektedir

Anadoluda Kaneş, Kültepe gibi yerlerde bulunan Asurca metinlerde geçen Anadolulu şahıs adlarındaki ala, ili, ula biçimindeki takıların Hattice al, il, uleklerinin Hitit diline uygulanmış şeklidir. Hititçede İspant=gece, İspatula=otel, gece kalınacak yer. İshiul=Anlaşma demektir. Anitta metninde geçen Şiuşummi, yani bizim tanrımız anlamına gelen sözcük yani Şiu kelimesi, Kaniş'teki bir tanrının adıdır. Kapadokya Tabletlerinde, Anitta metni olarak bilinen belgelerin birinde .....Bir zaman önce Zalpa Kralı Uhna tanrımız Şiu (Yani onun yontusunu) Neşa'dan Zalpa'ya kaçırmıştı. Fakat ben, Büyük Kral Anitta, bizim Tanrımız Şiu 'yu, Zalpa'dan Neşa'ya geri getirdim. Zalpa Kralı Huzziya'yı ise canlı olarak Neşa'ya getirdim. Hattuşa kenti açlıktan kırılınca tanrım Şiu, onu taht tanrıçası Halmaşuit'e teslim etti; ve ben bir gecede onu güçle aldım ve kentin yerine yabani otlar ektin. Bundan sonra kim kral olur da Hattuşa'yı yeniden iskan ederse, o, gökyüzünün fırtına tanrısının lanetine uğrasın... Bundan sonra Anitta, Neşa kentini sağlamlaştırdığını orada tanrısı Şiu, gökyüzünün fırtına tanrısı ve taht tanrıçası Halmaşuit için tapınaklar yaptırdığını, seferlerinden elde ettiği ganimet ile bunları donattığını, ayrıca arslanlar, yaban domuzları, Leoparlar ve dağ keçileri gibi 120 vahşi hayvan getirerek, bir hayvanat bahçesi kurdurduğunu anlatmaktadır. [23]

Kültepe metinlerinde özellikle de şahıs adlarında ala-, -ili-, -ula- gibi sona eren adlar örneğin Şiuanala, Tarhuala gibi. Şiu, bir Hitit tanrısı adıdır. Şiu, kelime olarak ışıldamak, parlamak anlamına geldiği gibi, tanrı anlamında da kullanılmıştır. Şiuşşu ya da Şiuaşşa ismi de, Malli-aşşa, Haggamişşa, Şarişşa [24] şehir adları gibi; -aşşa-uşşa eki ile meydana gelmiş Hattice bir isimdir. Şiu-uşşa kelimesinin Hititler döneminde kutsanan Şiu (tanrı anlamındadır) ile bir ilişkisinin olduğunu gösterir. Altınyayla ilçesi içinde ve Ulaş ilçesine 25, Sivas iline 60 km . uzaklıktaki yeni keşfedilen ve halen kazı yapılan Hitit şehri olan Şarişşa [25] şehir adı ile Şiuşşu veya Şiaşşa şehir adları hem yapı bakımından hem de fonetik açıdan birbirine uyuşmaktadırlar.

Hitit kaynaklarına ve Hitit dil yapı özelliklerine dayanan tahminlere göre,Şiuşşu veya Şiuaşşa/Şiaşşa, Tanrının şehri anlamına gelmektedir. Sivas şehri isminin, Romalılar dönemindeki bir isminin de Dio-polis yani Tanrı şehri anlamında olduğu göz önüne alınacak olursa; Sivas isminin Şiu-uşşu (Şiuşşu) kelimesinden türetilmiş olması da kuvvetli bir ihtimal olarak ortaya çıkmış olmaktadır.

Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre Yunanca'da şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.


önceki sayfa sonraki sayfa