Sivas'ın Tarihi Özellikleri
Sivas İli, tarihi çağlardan günümüze Anadolu'nun ortasında büyük ve önemli bir şehir olma özelliğini her zaman korumuştur. Sivas İli, Anadolu'da kurulan bir çok devletin önemli kültür merkezlerinden biri olduğu gibi, aynı zamanda bir çok devlete başkentlik yapmıştır.
Sivas İli, Doğu Anadolu ile Batı Anadolu'yu birbirine bağlayan, Mezopotamya ile Anadolu'yu birleştiren (Sivas-Malatya)tarihi ticaret ve kervan yolu üzerinde bulunması nedeniyle, önemli konuma sahip bir yerleşim yeridir. Bu nedenle, Anadolu'da medeniyet kurmuş bir çok ulusun hakimiyeti altında kalmıştır.
Sivas, Anadolu'nun en eski ve önemli şehirlerinden biridir. Sivas ve havalisinde bazı mıntıkalarda tarih öncesi çağlara ait tümülüs, hüyük, mağara duvar sanatına ait resim ve heykeller ve çeşitli insan ve hayvan heykelleri bulunmuştur. Kazı ve araştırmalarda elegeçen buluntular, yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağ'a (M.Ö. 8000-5500) uzandığını gösterir.
Sivas'ın ilk kurulduğu Yer Bugün il merkezinin bulunduğu yerin, şehrin ilk kuruluş ve yeri bölgesi olup olmadığı hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntulara göre, şehrin ilk yerleşim olarak kayda değer iki görüş bulunmaktadır. Bu görüşlerden birisi, şehr yerleşim yeri, bugünkü şehir merkezinin doğusunda ve 8 km uzaklıktaki Kızıl kavraz köyü bölgesi olduğu söylenmektedir. Diğer bir görüş ise yine Kızılırmak kenarındaki Hanyazı bölgesidir. Kızılırmak'ın su taşkınlıklarından korunmak için halkın bu bölgeyi terkederek, bugünkü kalenin bulunduğu bol yerleştikleri sanılmaktadır. Sivas şehrinin kuruluş yeri ve tarihi bilinmemektedir. Şehrin ilk kuruluş yerinin Sivas'ın 16 km . doğusunda Kızıl Gavras Köyü'nde olduğu şeklindeki bir bilgi 1 doğrulanamamakta, bu kuruluş mevkiinin bugünkü Sivas şehir merkezinde olduğu hususu, daha doğru bir görüş olarak kabul edilmektedir. 2 Bu yöredeki kazılarda bulunan eşyalar, Sivas şehrinin varlığının taş ve bronz çağlarına kadar uzandığım göstermektedir. Yine bu kazılara göre Sivas'ın Hitit hakimiyeti altında bulunduğu anlaşılıyor. Bu sebeple Sivas'ın tarihî gelişiminin Roma devri öncesinde Protohititlere kadar uzandığı söylenebilir. 34 Gerek şehir merkezinde ve gerekse yakın yörelerde, ilçelerde ve bağlı köylerde rastlanan buluntulardan, ilk çağlarda buralarda yerleşim merkezterinin kurulmuş olduğuna dair bir çok kalıntılara rastlanmaktadır.
Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir. Merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Anadolu'da devlet kurdukları bilinen ilk millet Hititlerdir. Hititler, doğudan gelerek Anadolu'ya yerleşmiş olan Ari ırklardan biri idi.
Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 li yıllardan öncedir. Sivas'ın tarihi, Hititler'den önce gelen, fakat bu kavimle aynı olan kimi kaynaklarca Prtotohititler olarak adlandırılan Ön Hititler ile başlamaktadır. Tarihi kayıtlara göre Orta Asya kökenli oldukları ileri sürülen Ön Sümerler (Subarlar) ve Sümerler, Neolitik çağda Fırat'ın yukarı kısımlarına kadar hakim olmuşlardı. Anadolu'ya gelen Proto Hititler île birlikte Hititler'in kurduğu ilk büyük devlet ve medeniyete öncülük etti. Sümer împaratorluğu'nun yıkılışından bir süre sonra Orta Anadolu'da Hitit Devleti teşekküle başladı. Hititler'den daha önceki tarihlerden başlamak üzere Doğu ve Güneydoğu bölgesi, bilinen ilk tarihi itibariyle, güneyden gelen Sami asıllı kütlelerin akınlanna maruz kaldığı gibi, Hititler zamanında da Keldani kavimlerinden oluşan bazı koloniler varlıklarını devam ettirdiler. Ancak bunların varlığı devamlı bir hakimiyet tesisiyle neticelenmedi.
M.Ö. 2. bin başla rına tarihlenebilen bir sap delikli balta, Hitit İmparatorluk çağına tarihlenen dört kol cuklu balta ile M.Ö. 2. bin sonlarına ait Luristan kökenli merasim baltası, Şarkışla definesinde olduğu gibi, yörenin M.Ö. 2. bin madenciliğindeki yerini bir kez daha ortaya koymaktadır. Yörenin Hitit İmparatorluk çağına ait önemli merkezleri bulunduğuna işaret eden, Hitit devle tinde önemli bir mevki olan sâkîliğe yüksel miş bir sahsa aittir. Sivas'ın Kelkit vadisinin geçtiği ku zey yörelerinden getirilmiş olan bir grup mahmuzlu tunç oku cu da M.Ö. 6.-7. yüzyıllarda bu yörenin yüzey Karadeniz step kavimlerine de ev sahipliği yapmış olabileceğini ortaya koymaktadır.
Sivas yöresinin kültürel geçmişine ilişkin araştırmaların sınırlı sayıda olmaları na karşın yörenin Neolitik dönemlerden itibaren iskan edildiği ve bazı dönemlerde si yasi açıdan önem kazandığı anlaşılmakta dır. Coğrafi yapısı gereği Sivas yöresi Orta Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz böl geleri arasında yer alması nedeniyle, üç coğrafyanın geçiş bölgesi konumunda bu lunmaktadır. Doğuda Yukan Fırat havzasına kadar uzanan ve Yukan Kızılırmak havzasını kapsayan Sivas ili, arkeoloji literatü ründe "Doğu Kapadokya" olarak da ad landırılmaktadır. İlin kuzey bölümünden geçen Kelkit vadisi de İç Karadeniz Bölgesine girer.
Hafik ilçesi Sofular Köyünün Kuzey tarafındaki Zölük Mevkiindeki Gavurtepesi olarak bilinen tepenin üzerinde Zölük mevkiindeki yerleşim yeridir.Üzerinde bulunduğu tepenin kuzey ve batı kısımları dik yamaçlı olup yerleşim güney ve güneydoğu ile tepe kısmındadır. Yüzeyden toplanan el yapımı ,perdahlı, astarlı basit ağızlı kaideli özellikteki ve formdaki seramikten yerleşimin Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı'na ait olduğu anlaşılmaktadır..
Gürün ilçesi Göbekören Köyünün kuzeyinde olup köy evlerine yakındır.Yaklaşık 9 m . Yüksekliğinde ve 2 kademeli olarak 100 m . civarında bir uzunluğa sahiptir. M.Ö. 3.2.1. bin ve daha sonra Ortaçağa kadar uzanan bir dönemde iskan görmüştür.
Sarıca Köyünün yaklaşık 5 km . Kuzeybatısında yeralan Külhöyük 9m. Yükseklikte ve büyük ölçekli bir höyüktür. Etrafı tarım arazileri ile çevrilidir. KülHöyük 3000-1000. yıllarında ve Helenistik, Roma ve Bizans devirlerinde iskan görmüştür.
Yukarı Sazcağız (Çamlıca) Köyü Aratma Tepesinde bulunan 22 M . Taban çapında olan tümülüs irili ufaklı taşların yığılması ile meydana getirilmiştir.
Yılanhöyük Köyü içerisinde, köy evlerinin kuzeybatısındadır.Yuvarlak tabanlı olup konik şekilde yaklaşık 15 m . Yükselmektedir. Üst kısmın kuzey tarafından önemli ölçüde toprak alınarak tahribat yapılmıştır. M.Ö:3000-2000 ve Helenistik Roma dönemlerinde iskan görmüştür.
Taşlı hüyük Köy yerleşiminin doğusunda kayalıklı doğal tepe üzerinde taş höyük (Küçük çaplı bir höyüktür. Yanında bir su kaynağı mevcuttur) M.Ö. 3000 yıllarında ve Orta Çağda iskan yerleridir.
Yazyurdu Bucak merkezinde yer alan evlerin doğusundaki tümülüs, Gürün- Kayseri Karayolunun batısında doğal bir tepe üzerindedir. Bizans döneminde yerleşim görmüştür.
Yenibektaşlı köyünün 2,5 Km .kuzeydoğusunda Kürkçü köyüne giden yolun hemen kenarındadır. Kale, etrafı tarım arazileri ile çevrili doğal bir tepe üzerindedir. Tepe üzerinde kale mimarisine ait temel kalıntıları izlenebilmektedir. Roma ve Orta çağ dönemlerinde iskan görmüştür.
Beypınarı köyünün güneybatısındaki doğal kayalıklı tepe üzerinde kurulmuştur. M.Ö. 2000 li yıllarda ve Orta Çağda iskan görmüştür.
Kervanmağara köyündeki Kaya Mağaraları ve Höyük, Mağara Köyüne giden yolun batısındadır. Köyün 200 M . Kadar güneyinde yoldan itibaren dik olarak yükselen 20- 25 M .Ö. yükseklikteki kayalığın güneydoğu kısmındadır. Kayalar oyularak yapılan yerleşmenin dışında ayrıca höyük yerleşimi de vardır. M.Ö. 3000 ve Roma döneminde iskan görmüştür.
İncesu Höyüğü: Köyünün doğusunda Gürün-Kayseri asfaltına dik olarak uzanan doğal bir tepe üzerindedir.Güneyde alçalan tepe kuzey uçta daha yüksek olup üzeri düzdür. Ortaçağda iskan görmüştür.
Höyüklüyurt Köyünün içerisinde yaklaşık 20 m . Yükseklikte kayalık bir doğal tepe üzerindedir.Küçük çaplıdır.Kuzey kısmı tamamen kayalıktır. Geniş ovaya hakim olan bu kayalığın eteklerinde yerleşim kurulmuştur.Ortaçağda iskan görmüştür.
Davulhöyük yassı bir doğal kayalık üzerinde ve kayalığın kuzey ucunda yer almaktadır. Höyüğün bulunduğu tepenin doğusunda Davulhöyük köyü mevcut olup diğer kesimlerinde tarımsal arazi mera ve hali arazi yeralır. Helenistik ve Roma çağında iskan görmüştür.
Göbekören Köyü kalesi, Köyün kuzeyinde olup köy evlerine yakındır.Yaklaşık 9 m . Yüksekliğinde ve 2 kademeli olarak 100 m . civarında bir uzunluğa sahiptir. M.Ö. 3.2.1. bin ve daha sonra Ortaçağa kadar uzanan bir dönemde iskan görmüştür.
Böğrüdelik köyünde Sivas Gürün asfaltının 200 m batısında köyün 3 Km . güneyinde yeralan höyük, Tahribat yoktur.
Altınyayla ilçesi Başören köyünün doğu yönünde kuşaklı mezrasının kuzeyinde yeralan höyük, Çevresini oluşturan surdan dolayı kuşaklı olarak isimlendirilmiş büyük bir yerleşim yeridir. 1993 yılından itibaren ilmi kazılar devam etmektedir.Kazılar sonucu höyüğün Hitit İmpatorluk döneminde ve 1. binde iskan gördüğü ortaya çıkmıştır.
Altınyayla ilçesi Başören köyünün 2 km . Batısında bölüşük deresinin oluşturduğu derenin kenarında yer alan Külhüyük, Etrafı tarım arazisi ile çevrilidir.Yaklaşık 10x 50 m . .boyutlarında olup geç Kalkolitik , E.T.Ç. ve Geç Tunç çağı ve Helenistik dönemde iskan görmüştür.
Altınyayla ilçesinin Başören köyü Akkuzulu mezrası ve halen arkeolojik kazıların sürdüğü kuşaklı höyüğünün güneyinde, Hitit barajı ve Açıkhava tapınağı yer almaktadır. mezra yaklaşık 1,5 Km . uzaklıktadır. Kuşaklı höyüğünün içme suyunun karşılandığı ve dinsel ayinlerin yapıldığı bir alandır.Güney kısmı kayalık ve dik yamaçlardan oluşan bir düzlükte taşlarla set yapılarak gölet oluşturulmuştur.Göletin batı tarafında Hitit yazılı metinlerinde geçen Huwaşi Taşı nın bulunduğu tapınma alanının mimari öğeleri , kuzeyde suyun tahliye edildiği taştan örülen kanallar , doğu ve batı yönde bazı mimari kalıntıların izleri görülür.Kuşaklı Hitit Kral'ının burada bazı dini törenlere katıldığı Hitit Yazılı metinlerinden anlaşılmaktadır.
Gün, sadece bugün değildir. Bugünün dünü vardır; yarını da olacaktır. Zaman denilen mevhum, üç gündür. Dün, bugün ve yarın. Dünün değerleri, bugünün birikimleridir. Gelecek, ancak geçmişin ölçüleri üzerinden şekillendirilebilir. Geçmişin kriterleri geleceğin karizmasını doğuracaktır.
İlimiz Altınyayla ilçesi Başören Köyünde bulunan ve Kuşaklı Örenyeri olarak Bilinen "Sarissa" şehri dünya tarihinde 4 Büyük İmparatorluk kuran Hititlerin önemli şehirlerinden biridir. Dünyanın devletler arası ilk antlaşması olan ve Mısırlılarla Hititler arasında yapılan Kadeş Savaşı ( M.Ö. 1285 ) sonucu yapılan antlaşmada Sarissa'nın Fırtına Tanrısının şahitliğinden söz edilmektedir. M.Ö. 1500 ve 1400'lü yıllarda önemli bir yerleşim merkezi olan ve Hitit Krallarının Başkentleri Boğazköyden gelerek yazlık çalışmalarını yürüttükleri Kuşaklı Yerleşimi, yurdumuzda tablet buluntusu veren 5. merkezdir. Hitit yazılı metni olan tabletlerin 6. merkezi de ilimiz Yıldızeli ilçesi Kayalıpınar Köyündeki " Harabe" ören yeridir.
1650 metre yüksekliğinde bulunan Sarissa şehri 1950 adımlık sur kalıntıları ile önemli bir yerleşim yeridir. Şehre giriş, sur üzerinde bulunan 4 kapıdan sağlanmaktadır. 1993 yılında Sivas Müze Müdürlüğü adına başlatılan arkeolojik kazılar 1994 yılından itibaren Almanya Marburg Üniversitesi adına Prof. Dr. Andreas Müller KARPE Başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülmektedir. 10 yıldır yapılan kazılarda şimdiye kadar bilinen en büyük Hitit Tapınaklarından C binası ile Kralın Sarayı ve şehrin güney ve kuzeybatı sur kapıları ortaya çıkarılmıştır. C Binasında restorasyon çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin kuzeybatı sur kapısı altında yer alan savunma ve sulama arnaçiı Hitit Barajı duvarlarının açığa çıkarılması ve şehrin tepe noktasında yer alan türnülüsteki kazılar 2003 yılında yapılmış durumdadır. 10 yıldır yapılan kazılarda ele geçen Hitit İmparatorluk dönemi Kültür Varlıkları Müze Müdürlüğümüzde koruma altına alınmaktadır. Bunlardan en önemlisi olan Çiftbaşh Boğanın (Adakkabı-Riton) bir örneği de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bulunmaktadır.
önceki sayfa sonraki sayfa